Anasayfa / ŞİİRLER / A harfli siirler / Atatürk’ün az bilinen yönleri

Atatürk’ün az bilinen yönleri

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
1 Kişi oy verdi
Ortalama puan: 5,00.
Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
Loading...

Atatürk’ün az bilinen yönleri

Atatürk’ün hayatında bazı yönler var ki gerçekten ilginç…Atatürk’ün de bir insan olduğunu unutanlar için bunları hatırlatmakta fayda var.

Beyaz kule….Selanik’te deniz kıyısında akşam gezilerinin son bulduğu, kordon kıyısında son nokta…

Bira…Atatürk’ün gençliğinde en çok içtiği alkollü içki…
Foks….köpeği. Gazi`nin yatağının ayak ucunda uyurdu.
Sakarya…atı. Hayvanlara düşkünlüğü o dereceydi ki bir gün misafirlerinin de görebilmesi için yeni doğmuş bir tayla annesinin Cankaya Kosku kabul salonuna getirilmesini bile emretmişti.
Vals… En sevdiği dans valsti. Müzik zevki çeşitlilik gösteriyordu.Klasik Batı müziği dışında Anadolu ezgilerini de severek dinlerdi.
Gömleklerinin hepsi beyazdı. Bu gömlekler ilk yıllarda İsviçre`de özel olarak dikilirken sonra yerli mali kullanma kampanyasına öncülük edebilmek için Beyoğlu`nda bir terziye diktirilmeye başlanmıştı.
Savarona…hasta yatağında bir çocuğun oyuncağını bekler gibi beklediği…
Kuleli Askeri Lisesi….Dolmabahçe semalarında gemiyle geçerken Atatürk’ü selamlayan öğrenciler….
Not defterleri…sayfalarca, okuduğu kitaplardan aldığı notlarla dolu…
Kıyafetleri…modern, ütülü temiz..karizmatik. Takım elbiselerinin tasarımlarını hep kendisi çizerdi. Lacivert takım giymeyi sevmezdi. Kıyafet Kanunu çerçevesinde tüm din adamlarının dini kıyafetleriyle sokağa çıkmaları yasaklanınca, Monsenyör Roncalli`ye kendi terzisi Kemal Milaslı eliyle bir koleksiyon hazırlattı.
Boyu 1.74 idi. Hayatinin son dönemlerine kadar 76 olan kilosu hastalığının ilerlemeye başlamasıyla 46′ya kadar düşmüştü. 43 numara siyah rugan ayakkabı giyerdi.
Rumeli şivesi… Özenli ve temiz bir Türkçe konuşurdu. Ancak bazı kelimeleri Rumeli şivesiyle telaffuz ederdi.
Kendisi traş olmazdı… Sabah kahvaltılarıyla arası hiç hoş değildi.Yataktan kalkar kalkmaz odasındaki divanin üzerine bağdaş kurarak oturur, günün ilk kahvesini sigarasını içerdi. Bir özelliği de kendi kendine tıraş olmamasıydı.
Evinde, çevresinde hatta konuk olduğu evlerde bile eğri duran eşyaları düzeltmeden rahat edemezdi. Düzeni severdi.
Gittiği yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlara bakamaz böyle durumlarda sırtını döner yada kesilmelerini engellerdi. Cephelerde düşmanla göğüs göğüse savaşmış biri olarak en ilginç özelliği savaş meydanları dışında kan görünce fenalaşmasıydı.
Sportmen kişiliği vardı. Her gün at biner, yüzmeye gider ve bilardo oynardı
Eğitim hayatı boyunca en başarılı dersi matematikti. Pozitif bilimlere ilgisi hayatı boyunca sürdü.
Yağcılara çok kızardı Bir aksam sofrasında kendisine gereksiz şekilde iltifat eden Abdülhak Hamit`e müdahale etti.
Askeri lisede öğrenmeye başladığı Fransızca’yı sonraki yıllarda geliştirdi. Zengin bir kelime bilgisi vardı. Konuşurken araya Fransızca sözcükler de eklerdi.
Kumardan hoşlanmaz ama arkadaşlarıyla fasulyesine poker oynardı. Oyun sonunda kazandıklarını iade ederdi.
Daha o zamanlar Türk ordusunun üniformalarını tasarlattığı İtalyan moda tasarımcısı…
Arabası…daha sonra hediye ettiği.
Manevi evlatları, yurtdışına tahsil için gönderdikleri, eğitim masraflarını karşıladıkları…
Kütüphanesinde muhafaza ettiği, hepsini okuduğu, altını çizdiği 4.000 kitap
Bir ağacı kesmemek için taşıttığı koskoca bir ev…
Kuru fasulye ve pilav…en çok sevdiği yemekler…
Gül reçeli…tatlı sevmezdi ama yiyecekse gül reçeli isterdi..
Dünya turuna çıkmak….Ömrü yetseydi bir dünya turuna çıkıp Türk dili ve tarihi üzerindeki çalışmalarını genişletmek en büyük hayaliydi.
Çalıkuşu…Binlerce kitabi vardı. Ama bunların arasında bir tanesini hayatı boyunca hatta cephede bile başucundan ayırmadı. Reşat Nuri Güntekin’in ünlü “Çalıkuşu” romanını hep yanında taşır, her gün rast gele bir yerinden acar, birkaç sayfa okurdu.
Olmaz denileni oldurup kıraç araziyi cennete çevirdiği yer…Atatürk Orman Çiftliği.
Ankara’nın yolları…en az 30, yetmez 50 metre genişliğinde yapın dediği.
Ankara…baştan aşağı O’nun eseri, Çankaya tepede, yollar meclise uzanır, meclis aşağıda.
Hayatinin çoğunu geçirdiği savaş cephelerinden sonra Cumhurbaşkanı olarak geçirdiği yıllar ona bir tecrit yaşantısı gibi geliyor, çok sevdiği halkından ve sade bir vatandaş yaşamından uzaklaştığını düşünüyordu.
Kuşları çok severdi.Çankaya Köşkü`nde özel bir bakicinin ilgilendiği güvercinliği vardı.
1937`yi 1938`e bağlayan son yılbaşı gecesini Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ile bas basa geçirmişti. O gece dolabındaki bazı elbiseleri bakana hediye etmişti.
O GİTTİKTEN SONRA BİLE HALA ÖZEL::::
Anıttepe…Ankara’nın her yerinden görünür. Hala Ankara’ya bakar oradan, hala her Ankaralı işe giderken O’nu görür her sabah.
Beş vakit ezan, bir vakit Atatürk…ADAM OLANA YETER!

Hakkında editor

editor
Sitemizin orta öğretim seviyesinde bir eğitim sitesi olduğunu lütfen unutmayınız! Lütfen şiir ve yazılarda hata veya yanlışlık olduğunu düşünüyorsanız bildiriniz... Yazı, şiir ve yorumlarınızda ziyaretçilerimizin yaş grubunu düşünerek seviyeli ve dikkatli olunuz. Telif haklarına dair sınırlamalara mutlaka uyunuz. Alıntılarda muhakkak kaynak gösteriniz. Emeğe saygılı ve genç beyinlere faydalı olmaya gayret ediniz. Sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler...

göz atmak isterseniz ...

İÇİMDEKİ ATATÜRK, Osman Nuri Gül

İÇİMDEKİ ATATÜRK, Osman Nuri Gül İÇİMDEKİ ATATÜRK Ben bir mavi severim Ne göktedir Ne gölde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

20 − = 13