bonus veren casino siteleri betebet
süpertotobet giris megabahis betvole betlike trbet giris
bedava bahis
betpas
lordspalacebet fenomenbet betvole betebet
betist marsbahis marsbahis marsbahis marsbahis
betmatik gencobahis
Anasayfa / ŞİİRLER / C ve ç harfli şiirler / Çocuklara fıkralar

Çocuklara fıkralar

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
1 Kişi oy verdi
Ortalama puan: 5,00.
Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
Loading...

Çocuklara fıkralar

10,9,8…

Adam doktora gider. Durumu kötüdür. Doktor;
– Beyefendi üzgünüm ama çok az ömrünüz kalmış, der.
Hasta sorar;
_ Ne kdar ömrüm var?
Doktor;
– 10…der.Hasta sözünü keser.
-Yıl mı? Ay mı? Doktor?
Doktor devam eder;
-10,9,8,….

TİLKİ KÜMESE MÜDÜR OLURSA

Kümese müdür aranıyormuş.
Tilki de müracaat etmiş…
Tilki’yi çok beğenmişler, ‘ne ücret istersin?’ diye sormuşlar..
Tilki ‘Ben gülmekten söyleyemeyeceğim, artık siz ne verirseniz’ demiş.

SOBADAKİ HİKMET

Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. Kimyacı, “adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış”; fizikçi, “adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş”; jeolog, “burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangin olasılığını azaltmayı amaçlamış”; matematikçi, “sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış”; antropolog, “adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş”. Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar., Adam cevap verir: – “Boru yetmedi.”

öğretmen öğrenci

Öğrenci, öğretmene;
“öğretmenim insanlar yapmadıkları şeylerden suçlanır mı? demiş”
Öğretmen; hayır diye yanıt vermiş, olur mu öyle şey?
Çocuk; oh be tamam, öğretmenim sağolun rahatladım şimdi demiş
Öğretmen hayırdır, ne oldu niye sordun? demiş
Çocuk; ödevimi yapmadımda ondan öğretmenim demiş

Salaklıktan değil, delilikten

Arabanın lastiği tam tımarhanenin önünde patlar.
Adam arabayı kenara zor yanaştırır.
Sonraki işlem malum…
Kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker.
Ama söktüğü 4 adet bijon, yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer.
Mazgal açılır gibi değil, Bijonlar görünmez bile.
Adam bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz kaldırıma çöker.
Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, seslenir;
– Hemşerim bir sıkıntın mı var?
– Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.
– Düşündüğün şeye bak! Diğer lastiklerden birer tane bijon çıkar. Hepsi 3 bijonlu olsun.
Seni, lastikçiye kadar idare eder.

Adam hak verir, hemen denileni yapar.
Ve akıl hastanesindeki deliye seslenir:
– Bu kadar mantıklı düşünüyorsan ne işin var tımarhanede?
Cevap müthiştir….
– Biz burada delilik’ten yatıyoruz kardeşim, salaklık’tan değil…!

HANGİ LASTİK

Dört üniversite öğrencisi sabahleyin uyanamayarak matematik finalini kaçırırlar, sınav ertesinde hocalarını yakalayıp, zar zor bindikleri arabanın lastiği patladığı için sınavı kaçırdıklarına ikna ederler.

Hoca, yalvarmalarına dayanamayarak, inanmadığı halde bu dört arkadaşa sınavı 3 gün sonra yapacağını söyler. Sınav günü geldiğinde, matematik hocası bizim dörtlüyü sınıfın dört köşesine oturtur. Finali geçmek için de en az 50 almak lazımdır. Sınavda 5 soru vardır. Sayfanın önündeki 4 matematik sorusu basit sorulardır ve her biri 10 puanlıktır. Kağıdın arkasındaki soru ise 60 puanlıktır ve de soru aynen şöyledir:

O gün hangi lastik patlamıştı ?

Kaplumbağalar piknikte

Kaplumbağa sülalesi pikniğe gitmeye karar verir. Günler süren hazırlıklardan sonra yola koyulur, iki gün iki gece yol gider ve güzel bir dere kıyısına varırlar. Dört gündür yolda olduklarından karınları acıkmıştır. Dedeleri hemen sofrayı kurmalarını ister. Saatlerce sofrayı hazırlarlar ama bir bakarlar ki çatallar yok.
Elle yemek vardır ama dedeleri;
-Bu kadar bekledik, bu kadar yol geldik, biraz daha bekleyelim. İçimizden en genç olanı bir koşu gitsin evden çatal alsın der.
Acıkan ve yorulan genç;
-Giderim ama bir şartım var. Ben gelmeden sakın başlamayacaksınız?
-Tamam, der dedeleri.
Genç kaplumbağa gözden kaybolur.
Zaman geçer, saatler, günler sonra hala genç ortada yoktur. Kadınlar, çocuklar açlıktan ölmektedir.
Yoğun baskı altında dede de çaresiz genci beklemeden;
-Elle yiyelim bari, bunun geleceği yok , der.
Elle yumulurken daha ilk lokmayı almadan çalının arkasından genç kaplumbağa kafayı uzatır.
-Beklemeden başlayacağınızı biliyordum. O yüzden hiç gitmedim!

İçince sapıtıyorsun

Çok yüksek bir gökdelenin tepesindeki barda masalar tıklım tıklım dolu. Adamın biri gelir ama yer yoktur. Bir masada tek başına oturan adamın yanına oturmak için izin ister. Oturur. Bir süre sonra muhabbet başlar. Masadaki ilk adam başlar anlatmaya;
-Bu pencereden atlasam hiçbir şey olmaz. İki dakika sonra geri gelirim.
-Olur mu öyle şey? Ölürsün.
-Bak gör, der ve adam atlar aşağıya.
Sonradan gelen adam acı ve telaş içinde ne yapacağını bilemezken atlayan adam barın kapısından giriverir.
Merakla sorar adam;
-Nasıl olur bu?
Atlayan adam başlar anlatmaya;
-İkinci katın orada bir hava boşluğu var. Seni hemen içeri çekiyor. Burnun bile kanamadan hoooop yavaşça içeri giriyorsun.
İkinci adamın inanası yoktur.
-İstersen yine atlayayım?
İkinci adam daha hayır gerek yok diyemeden adam yine aşağıya atlar.Bir iki dakika sonra yine birşey olmamış gibi geri geliverir.
İkinci adam derin nefes alır ama aklı bir hayli karışmıştır.
-Yani bende şimdi atlasam, ölmezmiyim?
-Tabi ölmezsin. Bak bana?
Adam tüm cesaretini toplar ve kendisini pencereden boşluğa bırakır.
Tabi aynen betona yapışır.
Masadaki adam başını bile çevirmezken, bardakları silmekte olan barmen seslenir;
-Ehh be süpermen, naptın adama, içince hiç çekilmiyorsun!

NASREDİN HOCA VE ÇOCUKLAR

Nasredin Hoca bir gün içinden gelmiş. Almış sırtına bir çuval cevizi doğru sokakta oynaşan çocukların yanına gelmiş. “Toplanın bakalım çocuklar. Bu cevizler sizin. Söyleyin bakalım nasıl dağıtayım? Kul hesabı mı? Allah hesabı mı?” Çocuklar Hocadan böyle bir şey duydukları için şaşkın;”Haşa hocam kul hesabı nedir ki? Tabi Allah hesabı dağıtasın.”

Hoca “Peki” demiş. Başlamış dağıtmaya. İlkine 2 avuç, üçüncüye 4 avuç, yedinciye 10 avuç, kalanı da en küçük çocuğa vermiş. “Hadi bakalım dağılın artık.” Ceviz alamadığı gibi bir şey anlamayan çocuklar şaşkın; “Hocam bu ne iş? Nasıl dağıttın öyle?”

Hoca cevap vermiş; “Kul hesabı isteseydiniz hepinize eşit verecektim ama siz Allah hesabı istediniz. Allah size herşeyi eşit veriyormu da benden eşit isteyesiniz. Kimine 1 kimine 5 kimine hiç. Bu Allah’ın hesabıdır. Hadi size iyi oynamalar.

MARİFETLİ KARINCA

Adam uzun yıllar boyunca hapishanede kendine uğraş bulmuş, bir karıncayı kendine dost edinip eğitmiş. Bıkmadan usanmadan aylarca yıllarca emek vermiş. Dertlerini unutmuş aynı zamanda çıkınca gösterilerle para kazanmak hayali kurmuş. Beklenen gün gelmiş. 23 yıllık hapisten sonra doğru ilk bulduğu bara girmiş bir içki söylemiş. Barmen titiz mi titiz bir adammış. İçkiyi hazırlarken bizimki usulca çantasındaki karıncayı çıkartıp tezgahın üzerine koymuş. Barmen içkiyi bırakınca gururla ve olacakların verdiği heyecan ve sevinçle eliyle karıncayı göstermiş;”Barmen şunu görüyor musun? Ben….”Demeye kalmamış. Barmen;”Pardon efendim” deyip ıslak havlusu ile hayvanı ezivermiş. “Pardon bayım. Dükkanımda pek mahlukat bulunmaz ama nerden geldi anlayamadım. “

Yorum Yok

Papaz ölmek üzere olan adamın kulağına fısıldar. “ Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle.” Adamdan ses çıkmaz. Papaz gene “ Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle.” Der. Adamdan yine ses çıkmaz. Papaz sinirlenir. Neden şeytanın kötülüklerini lanetlemiyorsun be adam? Adam yanıtlar; “Nereye gideceğimi bilmeden yorum yapmak istemiyorum.”

Tu, ti,tu,tu,tu.

Temel Londra’da lüks bir otelde konaklıyormuş. Oda servişsini aramış ve “Tu,ti,tu,tu,tu” demiş.Otel personelinde bir panik. Bu mesajla ne denmek istendi acaba? Oraya buraya haber salmışlar. Sonunda bizim konsolosluktan bir çevirmen hemen mesajı açıklamış. 2 çay, 222’ye.

Müşteri

Taksinin yokuşta freni patlamış, yokuş aşağı müthiş bir hızla iniyor. Kayserili müşteri bağırmış. “Durdur şu arabayı.” Şoför panik içinde haykırmış;”Durduramıyorum” Kayserili hemen eklemiş “O zaman taksimetreyi durdur bari.”

Bende oynarım

Lazın biri İzmir’e gitmiş. Oradaki tanışla dolaşırken birde bakmışlarki birkaç efe zeybek oynuyor. Kendilerine özgü ağır ağır hareketlerle kol vurup diz büken efeleri seyrederlerken İZMİR’li;laz arkadaşına dönüp sormuş;”Ne güzel oynuyorlar değil mi?” Laz dudak bükmüş; “O kadar düşündükten sonra ben de oynarım”.

100 tane deseydin

Temel Dursun’a sorar.; Ula Dursun sen oruçlu oruçlu kaç tane hamsi yersun? “ Dursun cevap verir “Valla 100 tane yerim.” Temel ;”Olur mu uşağum ilk hamsiyi yiyince oruç bozulur. Diğer 99 sayılmaz.” demiş.
Dursun bunu kafaya takmış. Çıkmış. Yolda gördüğü İdris’e sormuş;”İdris, uşağum, oruçlu iken kaç hamsi yiyebilirsun?” İdris cevap vermiş. “Bilmem 50 tane yerum herhalde.” İdris “ Ula 100 tane deseydun sağa bir şey anlatacaktum.”

POKER OYNAYAN KÖPEK

Adamlar poker masasından gülüşüp konuşuyorlar. Biri dert yanıyor. Köpeğim çok iyi öğrendi oynamayı. Beni bile zorluyor. Tek kusuru var eline iyi kağıt gelince kuyruk sallıyor!!

HEMŞERUM

Lazın teki uzun yıllar yurt dışında yaşamış, ameliyatlar olmuş, lisan öğrenmiş, estetik operasyonlar geçirip çuvallarla para harcamış, kendini geliştirmiş, dünyaca ünlü bir piyanist olmuş ve hatta yurt dışında yaşamaya başlamış, ismini ve simasını değiştirmiş. Uzun yıllarda zaten kimse ona laz diye hitap etmemişmiş. Bir gün yine büyük bir salonda seçkin dinleyiciler önünde piyano resitaline başlamış ve başlamasıyla arkadan bir ses “Helal sana hemşerum!” Büyük bir hayal kırıklığı ve merak. Konserden sonra ne yapıp edip adamı bulmuş adam Türk. “ Yahu kardeşim ben bu işe yıllarımı verdim. Nasıl laz olduğumu anladın?”Adam emin; “Anlamayacak ne var. Elalem piyano önüne oturur, sandalyeyi yanaşturir. Sen piyanoyu kendune çektun de ondan da!”

SAYI SAYMAYI BİLMİYORSUN

Nasredin Hoca bir rivayete göre bir suç işlemiş ve hünkarın karşısına çıkarılmış.Öyle az buz bir suçta değilmiş. Hünkar herkesi dinlemiş ve kararını vermiş; “Falakaya yatırıla…….1000 değnek vurula.”Hoca falaka lafını duyunca pek umursamamış ama 1000 taneyi duyunca dayanamamış. Her zamanki hazır cevaplılığı ile;”Aman hünkarım 100 tane ne demek? Sen ya sayı saymayı bilmiyorsun, ya sopa yememişsin?”
İşte rivayete göre o laf buradan gelmektedir.

Hakkında editor

Sitemizin orta öğretim seviyesinde bir eğitim sitesi olduğunu lütfen unutmayınız! Lütfen şiir ve yazılarda hata veya yanlışlık olduğunu düşünüyorsanız bildiriniz... Yazı, şiir ve yorumlarınızda ziyaretçilerimizin yaş grubunu düşünerek seviyeli ve dikkatli olunuz. Telif haklarına dair sınırlamalara mutlaka uyunuz. Alıntılarda muhakkak kaynak gösteriniz. Emeğe saygılı ve genç beyinlere faydalı olmaya gayret ediniz. Sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler...

göz atmak isterseniz ...

2021 yeni yıl şiiri

2021 yeni yıl şiiri Umut ol yeni sene, üzme bizi, ürkütme, Giden sene çok üzdü, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

− 2 = 8

Çanakkale mutlu son Tekirdağ mutlu son Antalya mutlu son Ankara mutlu son Samsun mutlu son Bursa mutlu son Konya mutlu son Balıkesir mutlu son İzmir mutlu son İstanbul mutlu son İstanbul mutlu son İzmir mutlu son Ankara mutlu son Antalya mutlu son Balıkesir mutlu son Gaziantep mutlu son Sivas mutlu son Aydın mutlu son Muğla mutlu son Afyon mutlu son Tokat mutlu son Kütahya mutlu son