bonus veren casino siteleri betebet
süpertotobet giris megabahis betvole betlike trbet giris
bedava bahis
betpas
lordspalacebet fenomenbet betvole betebet
Anasayfa / ŞİİRLER / C ve ç harfli şiirler / Cüzzam haftası nedir?

Cüzzam haftası nedir?

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
Loading...

Cüzzam haftası nedir?

Cüzzam (Lepra) bir bulaşıcı hastalıktır. Haftanın amacı kamuoyu dikkatini konuya çekmek, toplumu bilinçlendirmek, etkinliklerle hastalığın yayılmasını azaltma tedbirlerini öğretmek, koruyucu tedbirlerin anlaşılmasını sağlamaktır.

Cüzzam (Cüzam , lepra) hastalığı nedir ?

1876’da Norveçli bilim adamı Armauer Hansen tarafından keşfedilen cüzzam basili (=Hansen Basili veya Mycobacterium cüzzame) tarafından oluşturulan öncelikle, deri ve siniri tutarak belirtilerini gösteren kronik seyirli bir enfeksiyon hastalığıdır.Cüzzam ,Cüzam , lepra,hansen hastalığı aynı anlama gelmektedir.

Bütün Hastaların Belirtileri Aynı Mıdır?

Cüzzam hastalığının temel olarak iki klinik tipi vardır. Bu klinik tipler yine kişinin, hastalık etkenine karşı mevcut olan vücut direnciyle belirlenir. Direncin hiç olmadığı kişilerde basil kolaylıkla çevresel sinirlerin kılıflarını(myelin kılıf) oluşturan Schwann Hücrelerine ulaşıp yerleşerek buralarda çoğalırlar. 7-14 günde bir bölünerek çoğalan basilleri taşıyamayarak parçalanan hücrelerden çıkan basiller hemen komşu hücrelere geçerler. Böylelikle basiller deriye kadar ulaşırlar ve buralardaki sinirlerin kılıflarına yerleşirler. Bu sırada basilin yerleştiği yerlerde bazı deri lezyonları ortaya çıkar. Bu lezyonların şekli değişik olabilir. Klinik tiplere göre bazıları daha fazla görülse de makul, papel, plak ve nodul biçimindeki lezyonların hepsi bir arada bulunabilir. Direncin en az hatta hiç olmadığı kişilerde basiller tüm vücut derisine yerleşerek yaygın nodül şeklinde “leprom” adını verilen nodüler belirtileri meydana getirir. Bu klinik tipe LEPROMATÖZ LEPRA denir.

Lepra hastalığının ikinci tipi vücut direnci sağlıklı insanlarla karşılaştırıldığında daha az olsa da yine de bulunan kişilerde ortaya çıkar ve TÜBERKÜLOİD LEPRA adını alır. Bu tipte az da olsa bulunan direnç hali nedeniyle hastalık vücudun bir bölümüne hapsedilmiş gibidir. Yani belirtiler sadece bir bölgede görülür. Aynı şekilde sinir hasarları da daha az yere yayılmış olacaktır.

Bağışıklık hali bu iki lepra tipinin arasında olan kişilerde bir ara klinik form oluşur. Buna genel olarak BORDERLİNE LEPRA adı veriyoruz. Ancak bu tip lepra kendisi farklı bir klinik tip olarak algılanmamalıdır. Çünkü genellikle iki ana tipten birisine benzer klinik bulgularla karşılaşılır. Bu nedenle bu formadaki lepra hastalarının klinik tanıları “BORDERLİNE LEPROMATÖZ LEPRA” ya da “BORDERLİNE TÜBERKÜLOİD LEPRA” adını alır.

Lepranın Tedavisi Var Mıdır?

Lepra tedavisi eskiden Şolmogra yağı adı verilen bir doğal yağ ile yapılmıştır. Daha sonra 1940’larda lepra basilinin üremesini durduran sülfon türevi ilaçlar tedaviye girmiş ve lepralı hastalar bunları tüm yaşamları boyunca kullanmaya başlamışlardır. 1970’lerde yapılan araştırmalar sonucu çoğu tüberküloz tedavisinde de kullanılan Rifampisin, Ethionamid, Prothionamid gibi ilaçlarla, lepra basiline etkili Clofazimin isimli ilaç tedavi için kullanılmaya başlamıştır. 1982 yılında Dünya Sağlık Örgütü bu ilaçların birlikte uygulandığı en çok iki yıl sürede tamamlanan çok ilaçlı tedavi(Multi Drug Treatment=MDT) rejimlerini dünyaya duyurmuştur. Halen pek çok ülkede bu standart tedavi rejimleri neredeyse hastaların tümüne yakın bölümünde uygulanarak tamamlanmıştır. Saptanan yeni olguların da büyük bölümü aynı tedavi altındadır.

Son yıllarda yapılan araştırmalarla Ofloxacin, Sparfloxacin, Clarithromycin ve Minocycline gibi ilaçlar lepra tedavisi için kullanılmaya başlamış ve bunlardan oluşan yeni rejimler, tedavi süresini kısaltmak amacıyla hastalarda uygulanmaya başlanmıştır.

Türkiye’de Ne Kadar Hasta Vardır?

Ülkemizde cüzzam hastalığı sosyal hastalıklar arasında sayılmaktadır. Her yeni bulunan hasta bu nedenle kayıt ve izleme altına alınmakta ve yaşamlarının sonuna kadar değişik gereksinimlerinin çözümlenmesi ve çevrelerinin kontrole açısından kayıt altında tutulmaktadır. Bu nedenle ülkemizde hasta sayısı söz konusu edilince kayıt altına alınmış bütün hastaların sayısı verilmektedir. Yaklaşık 20 yıl içinde yapılan çalışmalarla birlikte ön çalışmaların başladığı 1983 yılından 2002 sonuna kadar ülkemizde toplam 561 yeni hasta kayda alınmıştır. Halen 2002 yılı sonu verilerine göre ülkemizde 2605 hasta bulunmakta ve izleme ve kontrol altında tutulmaktadır. Bu verilere göre hastaların yaş ortalaması 60.50‘dir. Hastaların % 60.96’ini oluşturan 1588 hasta lepranın sakatlık sınıflamasına göre 2. derece (%60) ve daha üzerinde olmak üzere sakattır. Yine aynı verilere göre 2002 yılı sonunda lepra tedavisi süren hasta sayısı 42’dir. Kalan hastaların % 92’sine kombine tedavi uygulanmıştır. Diğerleri ise inaktif durumdadır.

Ancak gerçekten hastalığı taşıyan ve tedavi altında olan hasta sayısı çok azdır. Son yıllarda ülkemizde her yıl ortalama 10 kadar yeni hasta saptanmaktadır. Bunlar genellikle eski hastaların çevrelerindeki uzun kuluçka süreli hastalardır. Çünkü ülkemizde basil taşıyan ve bunu yayan hasta çok azalmıştır. Bu nedenle her yıl saptanan hasta sayısı giderek azalmaktadır.

Bu hastaların tamamına yakını İstanbul Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezi ile İstanbul Lepra Hastanesi’nin 1984 yılından bu yana yaptığı alan çalışmalarıyla evlerine gidilmek suretiyle kontrol edilmiş ve D.S.Ö’nün önerdiği tedavi rejimi ile tedavi edilmiştir.

Hakkında editor

editor
Sitemizin orta öğretim seviyesinde bir eğitim sitesi olduğunu lütfen unutmayınız! Lütfen şiir ve yazılarda hata veya yanlışlık olduğunu düşünüyorsanız bildiriniz... Yazı, şiir ve yorumlarınızda ziyaretçilerimizin yaş grubunu düşünerek seviyeli ve dikkatli olunuz. Telif haklarına dair sınırlamalara mutlaka uyunuz. Alıntılarda muhakkak kaynak gösteriniz. Emeğe saygılı ve genç beyinlere faydalı olmaya gayret ediniz. Sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler...

göz atmak isterseniz ...

Sağlık çalışanlarına pandemi şiiri

Sağlık çalışanlarına pandemi şiiri İnsani duyguların, sağlığın önemini Temizliğin, hijyenin, yaşamın değerini Pandemi bir kez …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 + 3 =

Çanakkale mutlu son Tekirdağ mutlu son Antalya mutlu son Ankara mutlu son Samsun mutlu son Bursa mutlu son Konya mutlu son Balıkesir mutlu son İzmir mutlu son İstanbul mutlu son İstanbul mutlu son İzmir mutlu son Ankara mutlu son Antalya mutlu son Balıkesir mutlu son Gaziantep mutlu son Sivas mutlu son Aydın mutlu son Muğla mutlu son Afyon mutlu son Tokat mutlu son Kütahya mutlu son