DEVRİM, Mehmet Emin Yurdakul

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
Loading...

DEVRİM, Mehmet Emin Yurdakul

Hâkimiyet-i Milliye öyle bir nurdur ki bunun
karşısında zincirler erir; taç ve tahtlar yanar;
tacdârlar mahvolur.

Mustafa Kemal
Türk Milleti’ ne

“Kırallar, en hâin insanlardırlar;
Saltanat.. Yalnız bu, büyük suç demek;
Bunlarda kan ve leş kokuları var;
Hepsine ip, satır, giyotin gerek!..”

Tarihin bu âdil hükmünden beri
Her yerde uykudan halk uyanmıştı;
Kalblerde inkılâb peygamberleri,
0 âsî ruhların kini yanmıştı;

Her zâlim Sezar’ın bir Brutus’ü
Hançerle tyrant’dan kan istemişti;
Her mazlum halkın bir Spartakuss’u,
Esîr’e, “Efendi sensin!” demişti.

Her yerde bir yeni Roje dö Lil’in
İhtilâl şarkısı aksediyordu;
Her Bastil önünde başka Kamil’in
Hür sesi dünyâyı titretiyordu.

Ne kadar yazık ki, Türk’ün tahtında
Yine bir müstebid hükmediyordu;
Sarayın alçakça mekri altında
Bir devlet batıyor, yurd gidiyordu.

Bir mazlum halk vardı, günleri kadar
Bağrında kanayan yaralar çoktu;
İçinde tükenmez acıları var.
Lâkin bir arayıp soranı yoktu.

Bu halkın o ma’sum ruhunda bugün
Yılların döğdüğü zincirler vardı;
Bir çamur, kan devri denilen dünün
Kalbine döktüğü zehirler vardı.

Fakat o, zamân’a, “Eğil!” diyendi;
Hayâta değişik yolu açandı;
Yarlığı elinde büküp eğendi;
Târih’i yapan bir sert kahramandı.

Dünyâyı döğen tunç yumruklar gibi
Akisler çıkaran onun sesiydi;
Tûfan’la kazılmış oyuldar gibi
Görünen çukurlar onun iziydi.

O, örsü önünde türkü söylerken
İsyânı alevli sesle öğendi;
Ocağı başında en has çelikten
Zâlimler için bir balta döğendi.

Kavrulmuş derisi altında onun
Devrimler yaratan bir Tanrı vardı;
Zulümden kuvvetli olan kolunun
Koparıp attığı taçlı başlardı.

Türk’ü hür yaşatmak için doğan sen,
Bu halkın rûhunu kendinde buldun;
Bir büyük halâskâr yolu gözleyen
Bu halkın sen kutlu öncüsü oldun.

Dünyânın gül, bülbül bahçelerini
Kendine yabancı bir diyar yaptın;
Baykuşlar haykıran gecelerini
Aşkına karanlık bir mezar yaptın.

0 akça-ağacı kaim asânla
Gözyaşı vadisi yerleri aştın;
Bir hazan rüzgârı gibi figanla
Bir dağdan bir dağa gezip dolaştın.

Işıksız ve ıssız yerlere gittin;
Harâbe ve mezar taşları gördün;
Köylerden feryadlar, âhlar işittin;
Göklere dikili başları gördün.

Yıllarca bir ağır çekiç yumruğa
Acıyla katlanmış alınlar gördün;
Öküzler yerine boyunduruğa
Koşulmuş ihtiyar kadınlar gördün.

Yollara bakarak, “Oğul!” diyerek
Ağlayıp kör olmuş aliller gördün;
Çul, çaput giyerek, ot, kök yiyerek
Dilenen sayısız sefiller gördün.

Sekiler üstüne düşüp yıkılmış,
Bakımsız ve hasta vücutlar gördün;
İçine ikişer ölü tıkılmış,
Birgün boş kalmamış tabutlar gördün.

Bu mazlum ruhları dost, kardeş bildin;
Hepsinin bağrına yaşlar akıttın;
Hepsinin gamını, yasını sildin;
“Sizinim!” diyerek ümid dağıttın.

Bir zâlim kudretin önüne çıkıp
Ölüme ok atan gözlerle baktın;
En vahşî bir devri darbenle yıkıp
Bir kanlı târihi elinle yaktın.

Rûhunun yıldırım kuvvetleriyle
Bir halkı bağlayan zinciri kırdın;
Sesinin fırtına dehşetleriyle:
“Hürriyet! Adalet!” diye haykırdın.

Bir eski dünyâya yeni Sûr çalıp
Dirilme, kalkınma ruhu üfledin;
Bir köhne mâzlyi altına alıp
Doğacak yarına bakmak istedin.

Bir yeni uçuşla yeni zamana
Yürüyen küreyi bir örnek yaptın;
Ayağa kalkan bir yeni insana:
“Yaradan bir kudret!” diyerek taptın.

Bir şiir yaratır gibi dehâ’nla
Tehayyül ettiğin dünyâyı kurdun;
En yeni bir aşkla, yeni îmanla
Ruhları bir doğum için yuğurdun.

Hilkatin kaybolmuş sırrına erip:
“Hâyâtın kânunu!” diyerek sundun;
İlmi bir meş’ale yerine verip
San’at’ın kaynağı kalbe dokundun.

Her seven, acıyan, düşünen gibi,
Halk için eriyen mum olup yandın;
Halk için bağrında yanan bir kalbi,
Halk için bir çerağ yapıp kullandın.

Ruhlardan paçavra şeyleri soyup
Bunları çelikten zırhla giydirdin;
Kalblere savaşma hamlesi koyup
En kutlu zafere alın eğdirdin.

(230;..)

Mehmet Emin YURDAKUL

Mehmed Emin Yurdakul’un Eserleri,
Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1969

Hakkında editor

editor
Sitemizin orta öğretim seviyesinde bir eğitim sitesi olduğunu lütfen unutmayınız! Lütfen şiir ve yazılarda hata veya yanlışlık olduğunu düşünüyorsanız bildiriniz... Yazı, şiir ve yorumlarınızda ziyaretçilerimizin yaş grubunu düşünerek seviyeli ve dikkatli olunuz. Telif haklarına dair sınırlamalara mutlaka uyunuz. Alıntılarda muhakkak kaynak gösteriniz. Emeğe saygılı ve genç beyinlere faydalı olmaya gayret ediniz. Sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler...

göz atmak isterseniz ...

Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi

19 Mayıs’ın yüzüncü yılının arifesinde Türk Gençliğinin sönmez meşalesi bu hitabe, yediden yetmişe tüm gençlerin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 + = 7