bonus veren casino siteleri betebet
süpertotobet giris megabahis betvole betlike trbet giris
bedava bahis
betpas
lordspalacebet fenomenbet betvole betebet
betist marsbahis marsbahis marsbahis marsbahis
betmatik gencobahis
bahissenin tipobet
betmatik
Anasayfa / ŞAİRLER / ADMİN (İ.B.) / Kısa öyküler

Kısa öyküler

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
Loading...

Kısa öyküler

Saniye, dakika, saat

Saniye hızlı diye bilinir, dünyanın en süratli koşucuları saliselerle ayrılır birbirinden. Dakikalar çabuk geçer. Saatler sayılıdır gün içinde. Ama hepsi hızlıdır. Gün uzundur bazen işler kötü gittiyse ama kısadır güzel bir günse eğer. Hafta çabuk geçer. Aylar birbirini kovalar. Mevsimler bir sezondur. Yıl çabuk geçer. Allah ömür versin 70 tanesinden yanyana gelince ömür derler adına..Hızla gelir ve geçer. Çocukluk, gençlik, askerlik gelir geçer.

İnsanlar çift, çiftler ebeveyn, ebeveynler anne, çocuklar torun oluverir. Torunların çocukları kalk git der gibi gelir insana..Zaman çabuk geçer. Ne mal kalır geride ne şan ne şöhret. Parayla satın alınan ne varsa bu dünyada kalır. Parayla satın alınamayacak şeyler anılara yerleşir, hatıralar miras kalır. Bedenler günahıyla sevabıyla, yaptığıyla yapamadığıyla göçüverir.

Daha dünken, daha çocukken kırklı yıllar geride kalır.

Saniye hızlıdır ama bize bir şey ifade etmez daha milyarlarcası vardır önümüzde. Yıl uzundur ama az vardır daha. Ömür bir tekdir o’da çabuk geçer. Geriye iyileri kötüleri kalır insanın.

Çabuk geçen zamanda bir nefeslenip durun bakalım. Zaman sizin için nasıl geçiyor? İyi şeyler mi yapıyorsunuz? Siz gidince geriye ne kalacak? Neleri götürebileceksiniz yanınızda?

Zaman iyi olma zamanıdır.
Zaman dosttur.
Zaman geri gelmez asla.
Zaman en iyi ilaçtır.
Hayat en kısa zamandır.

Tahta çorba tası

Hepiniz biliyorsunuz bu hikayeyi ama unutanlar ve unutmaya çalışanlar için hatırlatıyorum.

Yaşlı adam oğlunun evinde yaşamak zorunda kalmıştır eşini kaybedince. 80’li yaşları nedeniyle elleri titremekte, dizleri tutmamaktadır. Nitekim yine bir akşam yemeğinde eli titreyip çorba yere dökülünce gelin dayanamaz avaz avaz bağırır ve kırılan tabağı kaldırıp içeriden bir plastik tabak getirir. “Yaşlı adam hiç olmazsa bunu kıramazsın” der. Porselen tabak yerine plastik tabağın layık görülmesi yaşlı adamdan çok torununa zor gelir. Sofradan ok gibi fırlar ve dışarı çıkar. Anne ve babası çocuğun yanına bahçeye geldiğinde çocuk elinde bıçak diğer elinde tahta parçası birşeyler oymaktadır. Ailesi merak eder biraz da gönül almak maksadıyla sorara;”Oğlum hayırdır ne yapıyorsun?” Çocuk işine devam ederken istifişni bozmadan büyük bir kararlılıkla cevap verir. “Size tahta tas yapıyorum. Yaşlanınca bende size bununla çorba vereceğim.” Ailesi utanç içinde hatasını anlar, dededen özür diler.Aman sakın siz yemiyorsanız, plastik veya tahta tabakla kimseye yemek vermeyin.

Deniz yıldızı

Bilgelerden biri birgün sabahın erken saatinde deniz kıyısına gider. Canı yalnız kalmak istemiştir ama plajda biri daha vardır uzakta. Eğilip yerden bir şeyler toplayıp denize atmaktadır. Merak edip yaklaşınca sahilin binlerce deniz yıldızı ile dolu olduğunu görür. Az sonra sular iyice çekilecek ve yıldızların hepsi ölecektir. Adam ilerlemiş yaşına rağmen umutsuzca yıldızları tek tek yerden alıp denize fırlatmaktadır. Bilge merak eder yaklaşır ve adama kolay gelsin der. Hayırdır? Adam yıldız toplayıp denize atmakta olduğunu anlatır işine ara vermeden. Bilge şaşırmıştır. Etrafta milyonlarcası varken hepsini bitirmek ne mümkün? “İyi ama hepsini atamazsın ki ne fark eder?”

Adam doğrulur, bilgeye bakar, yerden bir tane daha alır ve denize atar.”İşte bunun için fark etti.”

Bilge hatasını anlar. Başlar o da adamla birlikte çalışmaya.

Tiftik keçisi – Osmanlı’nın çöküşü

Ankara keçisi diye bildiğimiz Tiftik keçisi bir zamanlar yaklaşık 300 yıl Osmanlı imparatorluğunu sırtında taşıdı. Yünü değerli bu hayvandan yapılan yün, kumaş ve elbiseler tüm dünyaya köhne tezgahlarda yapılıp Osmanlı kumaşı olarak dağıtıldı, pek yüksek olmayan fiyatlarla satıldı, adeta kapışıldı. Hint kumaşı ve İngiliz kumaşı rakip olabilirdi ama Hint malları pahalı, İngiliz malları kalitesizdi, sanayi vardı ham madde iyi değildi.

Sonunda İngilizler işin sırrını araştırıp, Anadolu’ya casuslar gönderip tiftik keçisine kadar geldiler. Şaşırtmaca ve hikayeyle

3 – 4 çift damızlık keçiyi kaçırıp Güney Afrika’ya (çünkü hayvanın yaşadığı ortama en uygun benzer iklim oradaydı) götürülürlerken Akdeniz’de gemideyken bunların damızlık değil kısır olduklarını anladılar. Türk çiftçisi uyanmış damızlık vermemişti.

Yılmayan İngilizler bu kez padişahı zorla ve kandırarak yazılı müsaade imzalatıp Anadolu’ya geldiler. Bu kez 6 – 7 çift damızlık alıp gittiler.

Onlar üretip çoğalttı. Onlar sanayisini yapıp sanayisini güçlendirdi. Onlar dünyayı sarstı. İleri teknoloji ile kaliteyi ucuza mal ettiler. Osmanlı fiyat düşüremedi çünkü üretim miktarı kısıtlıydı. Mal satamadı. Sanayi yi pekiştiremedi. Tezgahlar kapandı. Tiftik keçileri değerini kaybetti. Türk kumaşı unutuldu gitti.

Şimdi tiftik keçileri sadece hayvanat bahçelerinde kaldı… kumaşlar hafızalarda bile kalmadı.

Not: İlginiz çektiyse mutlaka araştırın. Hayret edeceksiniz.

Admin (i.b.)

Hakkında editor

Sitemizin orta öğretim seviyesinde bir eğitim sitesi olduğunu lütfen unutmayınız! Lütfen şiir ve yazılarda hata veya yanlışlık olduğunu düşünüyorsanız bildiriniz... Yazı, şiir ve yorumlarınızda ziyaretçilerimizin yaş grubunu düşünerek seviyeli ve dikkatli olunuz. Telif haklarına dair sınırlamalara mutlaka uyunuz. Alıntılarda muhakkak kaynak gösteriniz. Emeğe saygılı ve genç beyinlere faydalı olmaya gayret ediniz. Sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler...

göz atmak isterseniz ...

Kısa Roman: Kayıp günlük

Kısa Roman: Kayıp günlük Kaybettiğimiz herşey birgün geri döner ÖNSÖZ Dünyada her saniye bin tır …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ 45 = 49

onwin