O

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
2 Kişi oy verdi
Ortalama puan: 5,00.
Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
Loading...

O (Mustafa Kemal Atatürk)

O, dünyaya açtı mavi gözlerini
Yıllardan 81, yer Selanik’ti
Dar bir sokakta, sıradan bir evde
Çocukluğu dili, dini farklı gençler arasında
Okumakla, okuldan alınmakla
Köye gönderilmekle geçti
Yılmadı, usanmadı, bıkmadı
Asker olmak istedi hep, oldu da.

Yaman gençliği memleket sevdasıyla
Sahil boyunda adımlayarak geçti
Kara kara düşünerek, çare arayarak
Büyüdü, asker oldu, komutan oldu
Ülkelere, cephelere, diyarlara gitti
Konaklarda, mevzilerde, saraylarda
Arabın, Türkmenin, ecnebinin arasında
Zalimin, düşmanın, haksızın karşısında
Savaşmakla geçti en güzel yılları.

Oralarda bulamadı kurtuluşu, umudu
Bulamadı oralarda özgürlük ateşini
Çanakkale’ye gelene dek yorgundu
Çanakkale’de buldu aradığını
İmanı, inancı, Türklüğü, yılmaz azmi
Geçemezler dedi, geçirtmedi,
Salmadı düşmanı İstanbul’a
Durmadı düşman, saldırdı işbirlikçileri
Sallanırken saltanat gaflet uyandı uykusundan da
Vatanı peşkeş çekmeye yeltendi
Kimi Yunan dedi, kimi İngiliz
Kimi Amerikancıydı, kimi Fransız
Hayır dedi, önce Türk, sadece Türk
Kanmadı, pısmadı, aldanmadı.

Saraylarda, orduda el üstündeyken
Maaşı, makamı, cazibesi yüksekken
Seveni çok, imkanları pek çokken
Hayır dedi, istemedi, kabul etmedi teslimiyeti
Diller döktü olmadı, ikna etti olmadı
Arınmadan ihanet, bitmeyecekken delalet
Çare İstanbul değildi, anladı.

Anadolu’ydu çare bir an olsun durmadı
Pupa yelken açıldı Karadeniz’e
hayatını, rütbesini, geleceğini riske atarak
Vatan için, vatana dair ne varsa yanına alıp
Vatan dışı ne varsa geride bırakıp
Samsun’a indi, davasıyla, umuduyla, aşkıyla.

Yeni bir rüzgar esti gönüllerde, estirdi
Poyrazı, ta Mersin’e, Kars’a, İzmir’e kadar
Silkindi Anadolu, uyandı gaflet uykusundan da
Aradığını bulmuş, rüyadan uyanmış
Beklediği gelmiş gibi ayağa kalktı ulus
Dalgalar devleşti, umutlar yüceldi,
Türklük uyandı, titredi düşman
Sade düşman değil düşmancılar da titredi.

Öldürmeye, idam etmeye kalktılar da
Rütbesini aldılar da sesi çıkmadı
Elinin tersiyle itip diğer seçenekleri
Sadece vatan ve istiklal dedi gür sesiyle
İnancı, vatan aşkıydı boş çıkmadı
Azmi, şehit olma arzusuydu yanılmadı
Gayreti, damarlarındaki kandandı
Gücü, halkın kudreti, Rabbin rahmetiydi
Haksız çıkmadı.

Şahlandı Türk ordusu gün be gün
Sallanan yapraklar, yeşeren otlar, uçan kuşlar
Ta ötelere iletti kurtuluş davasını
Rüzgarla yağmur bir olup
Umut fidanlarını taşıdılar sınırlara
Köylere, kazalara, şehirlere ulaştı umut ateşi de
Yaktı buruk yürekleri, yeşertti gamlı gözleri
Elini, avucunu, gönlünü açtı halk umuda
Davarını, kağnısını, bir dilim ekmeğini verdi ordusuna
Kadın demeden, çocuk demeden birleşti tüm yürekler
Fakir ama inançlı, silahı az ama yüreği bir ok olan
Neferler dizildi sıra sıra
At olmazsa, katır, o da olmazsa eşekler dizildi yola
Sırtında mermiler, barutlar, erzaklar
Yürürken yaşlı teyzeler yalın ayak, bebeler ıslanırken yağmurdan
Islanmasın diye battaniyeler mermilere sarıldı
Hayvanlar daha uzak menzile gitsin diye yürüdü hasta dedeler
Bıyığı terlememiş kınalı kuzular
Henüz evlenmemiş körpe genç kızlar
Çanakkale yetimleri dizildiler upuzun patikalara da
Yollandılar cephelerin yoluna
Evini, barkını terk edip tüm vatanı ev bilenler,
Ana baba ocağını terk edip yurdu ocak bilenler,
Hısım akrabadan kopup ulusu can bilenler
Düşmanın karşısına kahramanca dizildiler.

O,
Çanakkale’de gördüğü inancı taşıdı ovalar, yaylalara
O,
Esarettense ölmeyi belletti körpe kızlara
O,
Namus ve iffetsiz olmaktansa, yaşamamayı belletti halka
O,
Ya İstiklal ya ölüm dedirtti Anadolu’ya.

Öyle dedi Anadolu, söz verdi
Çeyizinden geçip, başlığından geçip, ekininden geçip
Ordusuna yolladı yastık altı üç kuruşunu
Tarlalar bırakılıp kürek, saban tutan eller cepheye koştu
Yetim kaldı tarlalar, meralar, sürüler.
Doktor, öğretmen, mühendis öğrenciler
Harbiyeliler, mülkiyeliler, tıbbıyeliler
Okulları bırakıp cephelere koştular silah tutmaya.

Derken atıldı ilk mermi günler sonra
Kükredi Türk, coştu ulus
Şaşırdı düşman bu ne cesaret
Bu ne büyük sürpriz ama nafile
Yıkamazlar bu cepheyi, geçemezler
demişlerdi de saat sürmedi aşılmaları
Dünya şaşkın, düşman şaşkın, saray şaşkındı
coştukça, coştu, kabardıkça kabardı hücum dalgaları
Dur durak bilmedi Türk, yıktı bendleri, aştı dereleri
Kaçmaya, toplanmaya vakit bulamadı düşman da
Soluğu egede aldı, sığamadı zırhlılara
Bir tek nefer, bir tek zalim kalmadı mübarek topraklarda.

Oh çekti şehitler, soluklandı nineler
Yanan evlerin dumanı, yıkılan camilerin tozu dumanı çökmeden daha
Yunandan eser kalmadı, Fransız, İtalyan, İngiliz ha keza
Dalgalandı bayrak, selam durdu tüm dünya
Gittiler geldikleri gibi
Alamadan alacakalrını döndüler geri
Bırakarak kanlı gözyaşları, bırakarak zulümler
Defolup, kaçarak gittiler
İzmir’e dikildi Türk’ün bayrağı
Selam durdu takası, minaresi, insanı
İstiklal yenmiş ölümü, kurtarmıştı vatanı
Yaslı gönüller ilk kez İzmir’de ferahladı.

O,
Bitmedi daha dedi
O,
Yeni başlıyoruz dedi
O,
Gerekirse yine savaşır, baştan başlarız dedi
O,
Asıl savaş cephede değil akıllardadır dedi
Batıldır dedi düşman, ilkelliktir, cehalettir
Asıl savaş zulümle, hainle, yobazladır dedi.

Okunmayan harfleri, köhne gelenekleri yıktı birer birer
İslam’ı yaban otlarından temizleyip
Türklüğü zehirli dikenlerden ayıklayıp
Yakarak tüm pis alışkanlıkları
Bilimi, aklı, inancı ve çalışmayı gösterdi halkına hedef olarak
Yorulmamayı, durmamayı, bıkmamayı emretti
Yeni başlamayı, baştan başlamayı, yeniden kalkınmayı öğretti.

O,
İnanç aşıladı yorgun bedenlere
O,
Medeniyet nuru taşıdı ta derinlere
O,
Yıktı cehalet ve ihanet şebekelerini de
O,
Var olmanın türküsünü belletti dudaklara
O,
Yedi düvelle artık düşman değil dost olmayı seçti
O,
Ezdirmeden Türklüğü savaşlardan vazgeçti
O,
Makul değilse savaş cinayettir diyerek yücelikler gösterdi
O,
Kumandanlıktan geçip halkın başöğretmeni oldu.

Kanunlar, kıyafetler, lisanlar değiştikçe
Kadınlar gururlanıp, tahsiller yükseldikçe
Fabrikalar yükselip, tarlalar ekildikçe,
Sanayiler canlanıp, üretimler arttıkça
Tahsilli gençler başa geçip bilim işe girdikçe,
Medeniyet nurları yurdu aydınlattıkça
Teknoloji ve bilim tezgahlara doldukça
Yobazlıklar, tekkeler bir bir terk edildikçe,
Saltanat, terk olunup hilafet yıkıldıkça
Cumhuriyet ateşi bütün yurdu sardıkça
Halkın yükseler sesi semalara doldukça
Camilerde ezanlar hür ve salim çıktıkça
Güldü yüzler, kurudu terler, helal kılındı emekler.

O,
Gülüyordu, biliyordu, güveniyordu
O,
Bir an düşünmedi aksini, teslim olmayı, mahkumiyeti
O,
Padişah olmayı bile dilemedi
O,
Çanakkale’de gördüğü imanın kazanacağını
O,
Türk’ün asla teslim olmayacağını
O,
Başlamanın bitirmenin yarısı olduğunu
O,
Cumhuriyeti gençlere emanet edeceğini Biliyordu

Biliyordu ki bu bayrak inmeyecek
Biliyordu ki şehitler rahat edecek
Biliyordu ki bir daha asla esaret olmayacak

O,
Günü değil yarınıydı Türklüğün
Kurtaranı değil rehberiydi ulusun
Kumandanı, öğretmeni, neferiydi vatanın
Hizmetkarıydı hakkın, kutsal tüm davaların.

O,
Mustafa Kemal’di, bir giden binbir gelen
Samsun’du O, Amasya’ydı
Sakarya, Dumlupınar, Afyon’du
Ege’ydi, Marmara’ydı, Karadeniz’di
Poyrazdı, lodostu, karayeldi
Sağdı, soldu, öteydi, beriydi
Evveldi, sondu, ilkti, nihayetti
Işıktı, aydınlıktı, güneşti

O,
Mustafa Kemal’di
O,
En büyük Türk, en asil kumandan, tarihin en yücesiydi
O,
İstiklal, cumhuriyet, medeniyetti
O,
Yarını, yurdu, milleti
Gençliğe emanet etti.

Admin (i.b.)

Hakkında editor

editor
Sitemizin orta öğretim seviyesinde bir eğitim sitesi olduğunu lütfen unutmayınız! Lütfen şiir ve yazılarda hata veya yanlışlık olduğunu düşünüyorsanız bildiriniz... Yazı, şiir ve yorumlarınızda ziyaretçilerimizin yaş grubunu düşünerek seviyeli ve dikkatli olunuz. Telif haklarına dair sınırlamalara mutlaka uyunuz. Alıntılarda muhakkak kaynak gösteriniz. Emeğe saygılı ve genç beyinlere faydalı olmaya gayret ediniz. Sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler...

göz atmak isterseniz ...

ON KASIM ATATÜRK’Ü ANMA GÜNÜ KONUŞMA METNİ

ON KASIM ATATÜRK’Ü ANMA GÜNÜ KONUŞMA METNİ Bugün Kasım’ın onu. Ulu önder Gazi Mustafa Kemal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

86 − 81 =