Anasayfa / ŞAİRLER / ADMİN (İ.B.) / SAĞOLUN VAROLUN POLİS CEMAL’LER

SAĞOLUN VAROLUN POLİS CEMAL’LER

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
2 Kişi oy verdi
Ortalama puan: 5,00.
Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
Loading...

Polis Cemal’ler230;

SAĞOLUN VAROLUN POLİS CEMAL’LER

Adı Cemal YAKIŞ. Oniki senelik trafik polisi. Yüzü tecrübelerini anlatır gibi çizgi çizgi olmuş. Elleri çatlamış. Teni siyaha dönmüş rüzgardan, soğuktan, güneşten. Geçim derdi çekse de halinden memnun. Kenar mahallelerden birinde tek katlı eski bir evde kirada oturuyor. Arabası bu havalarda trafiğe çıkamayacak kadar eski.

Cemal ömrü trafikle geçmiş, hata affetmeyen, ihmale göz yummayan biri. Soğuktan, karanlıktan yılmayan sadece görevini yapmaya azmetmiş bir şeref timsali. Gördüğü kazalar O’na acımasız olmayı öğretmiş. Kendi akrabalarına bile af yok. Şefkatli bir baba aynı zamanda, oğluna da düşkün bir zamanlar hayatta olan ailesine de. Karısını üç sene önce İzmir’den gelirken otobüs kazasında kaybettiğinden beri daha bir mahzun. Kara saçlı, kara gözlü hayat arkadaşını, Suna’sını.

Erzurum civarında Kars’tan şehre gelen yolların tekinde görevli. Belli belirsiz bayır aşağı kaygan bir yol başında son kontrolleri yapıyor. Trafik tıkanmasın, kimse kayıp kaza yapmasın diye canlar yanmasın diye uyarıyor sürücüleri. Kendi canı soğuk ve yorgunluktan yansa da trafik canavarlarına geçit yok. Hava sıfırın altında 28 derece, karanlık çökmek nöbeti bitmek üzere. Saat 15:45. Buralarda karanlık erken çöker kışları.

Kar, beyaz bir örtü gibi bütün kenti kaplamış. Yollar buz. Yol çizgilerini hatta yol kenarındaki kedigözlerini görmek bile mümkün değil. İş makineleri geçeli daha 45 dakika olmuş ama her yer yine beyaz. Daha birkaç gün kar devam edecek diyor radyolar. Kaza olmasını engellemek amacıyla kentteki tüm trafik polisleri gündüz, gece dinlemeden görevlerinin başında. Emniyet kemeri, battaniye, çeki demiri ve zincir kontrolü yapıyor. Donmaya yüz tutmuş morarmış elleriyle tuttuğu fener titremeye başlamış. Elbisesi, yüzü beyaza dönmüş. Rüzgarda bir artmış ki…ayakları buza çalmış..

Cemal ile rahmetli Suna’nın bir oğlu var. Allah bağışlasın 7 yaşında. İsmi Alican. Daha ilkokula yeni başlamış. Alican birkaç gündür hasta. Bakıcı kadın sabahtan beri telefonla gel diyor Cemal’e. Gel çocuğu hastaneye götürelim. Yine ateşlendi. Sonra Allah korusun..? Nasıl gelsin? Yerine bakacak yok. Herkes görevli. Bırakıp gitse olmaz. Mecbur nöbet değişimine kadar bekleyecek. Nöbet 18:00’de bitiyor. Sonra doğru eve, oğlanı alıp doktora götürecek. Doktor bir iki ilaç, bir iğne hemen çare bulur derdine. Ama o zamana kadar işini bırakamaz. Hava bu haldeyken?! Çare arıyor ama nafile!

Bu düşünceler içinde acelesi olduğu belli olan bir arabayı durduruyor. Beyaz eski model bir araba şehre doğru veryansın geliyor. Farları yanık, dörtlüler zayıf zayıf tekrarlıyor. Silecek yetişmekte zorlanıyor ama onlar gitmeye kararlı. İçeride hamile bir kadın var, doğurmak üzere, yüzünün rengi atmış, sancısı sıklaşmış, doğurdu doğuracak… üzerindeki battaniyeyi bile fırlatıp atmış sancıdan. Direksiyonda kocası, Hasan, panik ve heyecandan belki de korku ve soğuktan kulakları kızarmış… 10 Km. kalmış şehre. 25 dakikadır yol geliyorlar köyden kelle koltukta her şeyi göze alan bir cahillikle. Hayriye’yi yetiştirsin de başka bir şey düşündüğü yok Hasan’ın. Zincirleri yok, aceleyle çıkarken unutmuşlar belli ki. Gözlerinin gördüğü mü var zinciri? Ceza bile umurunda değil Hasan’ın o anda.

Polis Cemal inatçı. Devam etmelerine izin vermiyor. Kadın hasta olsa da, doğum yapacak ta olsa. Kadının inlemeleri artıyor. Ağlıyor sancıyla. Hastaneye yetişmesi gerek, bir an önce şehre gitmeli araç… ama nasıl? Yol uzun, hele bu havada çok daha uzun… yol karlı. Yoldan geçen araç ta yok zincir satan da etrafta. Bir can vermek için üç can kaybolursa ya?

Ama nasıl giderler? Cemal şöyle bir düşünüyor cezalarını keserken. Evde kendi çocuğu hasta, ateşler içinde. Kendi çocuğu olsa? Bakıcı defalarca aramış yetiş diye. Çocuğun acilen doktora götürülmesi gerek. Nöbeti bitince gidecek, öyle planlamış. Yol uzun, hele bu havada çok daha uzun… yol karlı. Zincirsiz de gidilmez ama yapacak başka şey var mı? Buradaki kadın zor durumda.. Gecikmeden oğlunu doktora götürmek lazım, araçtaki kadın da hastaneye yetiştirilmeli… Ama kadınla adama bu halde izin de veremez!? Sonra kendisine nasıl hesap verir?

Ne olursa olsun, durum ne kadar ciddi olsa da o havada buzlu yollardan zincirsiz araç salamaz. Aldığı emir böyle, 22 yıllık tecrübesi bunu emrediyor. Sabah gazetelerden daha kötüsünü okumamak için. Ama kadın doğurmak üzere? Hay Allah! Kendi çocuğu da hasta!

Ani bir kararla devriye arkadaşının da onayıyla kendi resmi aracının zincirlerini çıkarıp el çabukluğu ile onların arabasına takıyor. “Haydi oyalanmayın. Bir ara karşılaşırsak zincirleri verirsiniz; yok eğer görmezseniz başka alır takarım.” Aracın şoförü tuhaf oluyor, ne diyeceğini bilemiyor. Cemal “ Dikkatli kullanın, panik yapmayın. Anne de bebek de kurtulur inşallah. Şu ilerki viraja dikkat edin, ortadan gidin.” diye ekliyor. Aile umut ve mutluluk yüklü bir şekilde karlı sisli havada gözden kayboluyor bayır aşağı. Cemal mırıldanıyor onlar ayrılınca; “Bir çare bulurum ben, siz sağlıcakla gidin.”

Cemal ve arkadaşı nöbetini bitirip –aracını zincirsiz kullanamayacağından- yoldan geçen başka bir araba yardımıyla üç araç değiştirerek evine dönüyor. Devriye araçları orada kalıyor. Saat 23.30. O saatte doktor mu kalır? Baba oğul beklemek zorunda kalıyorlar güneş doğana kadar. Acile götürmek için bile bu havada çok geç. Bakıcı kadın sabaha kadar yok. Çocuk sabahı zor ediyor sayıklayarak. Kendisi de. Nemli tülbentlerle, ıhlamurlarla gece geçiyor. Sabah güneşin doğuşuyla uykusuz gecenin ardından takatsiz bacakları ile oğlunu doktora yetiştiriyor. Neyse ki kötü bir şey yok. Birkaç ilaç, bir iki iğne. İstirahat etmesi lazım Alican’ın. Ama belli mi olur?

Cemal yorgun bedeniyle doktordan sonra tekrar işe koyulmanın gayretiyle başka bir devriye aracıyla dün akşamki zincirsiz aracının başına dönüyor. Camdaki karları temizleyip, aracı ısıtırken tam kontrole başlayacağı sırada bir zarf buluyor arka camın üstünde poşete sarılmış,. iki adet te yeni zincir bırakılmış bagajın altına. Arkadaşına gösteriyor.
Zarfı açıp kâğıdı okuduğunda anlıyor ki dün zincirlerini verdiği araçtaki kadın bir erkek çocuk doğurmuş. Biraz daha gecikseler hem anne hem bebek ölecekmiş… İsmini de “Cemal” koymuşlar… Bir çift mavi patik de koymuşlar zarfa. Saklasın diye. Cemal’e sonsuz minnet ve sevgilerini yolluyorlarmış.

Cemal’in gözleri doluyor. Mavi patikleri aracın torpidosuna özenle koyarken sevinçten yüreği hop hop ediyor. Oğlunu bir gün geç götürse de doktora “Cemal” sağ salim hastaneye varabildi ya, doğabildi ya! Ne mutlu.
Polis Cemal o gün vazifesine daha bir gururlu, daha bir hevesli başlıyor soğuğa aldırmadan. Aynı katı affetmez yüz hatlarıyla. Tek tek araçları durdurup ihmalleri cezalandırıyor, eğitiyor, uyarıyor, anlatıyor ama hala affetmiyor. Küçük Cemal’den aldığı güçle.

Zaman zaman hala anlatıyor etrafına o soğuk geceyi…doğru olanı yaptı diye hep keyif duyuyor.

Cemal, Cemal’ler hala vazifesine devam ediyor yurdun dört bir yanında soğukta sıcakta …bizler hastanelere varabilelim, sağ salim eve gidelim, sevdiklerimize kavuşalım diye, dikkatli olalım diye. Gecenin karanlığında bir fener gibi, fırtına ortasında sakin bir liman gibi Cemaller…üşüyüp terleseler de.

Cemal’ler, daha acımasız Cemal’ler, eli öpülesi Cemal’ler…başarılı vazifeler sizlere….Sizler olduğunuz sürece bizim yollarımız hep açık olacak…sağolun varolun..

Admin (i.b.)

Hakkında editor

editor
Sitemizin orta öğretim seviyesinde bir eğitim sitesi olduğunu lütfen unutmayınız! Lütfen şiir ve yazılarda hata veya yanlışlık olduğunu düşünüyorsanız bildiriniz... Yazı, şiir ve yorumlarınızda ziyaretçilerimizin yaş grubunu düşünerek seviyeli ve dikkatli olunuz. Telif haklarına dair sınırlamalara mutlaka uyunuz. Alıntılarda muhakkak kaynak gösteriniz. Emeğe saygılı ve genç beyinlere faydalı olmaya gayret ediniz. Sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler...

göz atmak isterseniz ...

9 Eylül İzmir’in Kurtuluşu Konuşma metni

9 Eylül İzmir’in Kurtuluşu Konuşma metni Sayın …., sevgili ….. Bugün 9 Eylül. İzmir’in ve …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

− 5 = 2