Anasayfa / ŞAİRLER / ADMİN (İ.B.) / Sevr Antlaşması

Sevr Antlaşması

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
1 Kişi oy verdi
Ortalama puan: 5,00.
Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
Loading...

Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920)

Damat Ferit Paşa Hükûmetinin bakanlarından Cemil, Reşit ve Fahrettin Beylerden oluşan bir Osmanlı heyeti Ahmet Tevfik Paşa başkanlığında, San Remo kararlarını almak üzere 11 Mayıs 1920’de Paris’e doğru yola çıktı. Osmanlı heyetine sunulan San Remo kararları Tevfik Paşa tarafından İstanbul Hükûmetine ulaştırıldığında Yunanlar Batı cephesinde 22 Haziran 1920’de taarruza başlamışlardı. Yunan taarruzu kısa bir süre içinde öyle bir ilerleyişe ulaştı ki 7 Temmuz 1920’de Spa (Belçika) Konferansı’nda İngiliz başbakanı Lloyd George “Artık Türkiye bitti.” dedi. Dolayısıyla umutların çok yoğun olduğu İtilaf cephesinde San Remo barış şartlarının yumuşatılması yolundaki talebin kabul edilmesine imkan yoktu ve Türk talepleri reddedildi ve Türklere 27 Temmuz 1920’ye kadar cevap verme süresi tanındı.

Sevr Antlaşması, Maarif Nazırı Bağdatlı Hadi Paşa, Şura Saltanat Başkanı Rıza Tevfik ve Bern Sefiri Reşat Halis Beyler tarafından Paris’te 10 Ağustos 1920’de imzaladı.

Osmanlı Devleti ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Ermenistan, Belçika, Hicaz, Polonya, Romanya, Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı (Yugoslavya), Çekoslovakya devletleri arasında imzalanan 433 maddelik Sevr Antlaşması’na göre;

İstanbul Türklerde kalacak, ancak azınlıkların hakları gözetilmezse Türklerden geri alınacaktı.

İstanbul ve Çanakkale Boğazları savaşta ve barışta tüm dünya gemilerine açık tutulacak ve boğazların denetimi uluslar arası bir “Boğazlar Komisyonu” tarafından yönetilecekti. Bu komisyonun ayrı bayrağı, bütçesi ve özel bir polis gücü olacaktı.

Osmanlı gelirlerinin, Osmanlı savaş tazminatı ödeyebilecek duruma getirilebilmesi için uluslar arası bir “Mali Komisyon” oluşturulacaktı. Osmanlı bütçesi bile bu komisyona sunulacaktı. Komisyonun izni olmadan iç ve dış borçlanma yapılmayacaktı. Osmanlı gelirleri önce İtilaf askerlerinin giderlerine, daha sonra İtilaf devletlerinin mütareke süresince yaptıkları masraflara ve en sonunda Osmanlı ihtiyaçlarına harcanacaktı. Kapitülasyonlar tüm devletler için uygulanacaktı. Osmanlı’nın kara ve denizlerinden tüm devletler yararlanacaktı. Gümrükler Mali Komisyon’un denetiminde olacaktı ve Türk topraklarından geçen araçlardan vergi alınmayacaktı.

Sınırları İngiltere, Fransa ve İtalya temsilcileri tarafından çizilecek olan İzmir Türklerde kalacak, ancak egemenlik hakkı Yunanların olacaktı ve Yunanlar şehri özel bir kurul aracılığıyla yönetecekti. Karadeniz’in kıyısında Midye’nin doğusundaki Podime’den, Marmara Denizi kıyısındaki Kalikratya’ya kadar uzanan çizginin batısında kalan topraklarla Bozcaada ve İmroz(Gökçeada) Yunanlara verilecekti.

Antlaşmanın yürürlüğe girmesinden itibaren 6 ay içinde İstanbul’da toplanacak İngiltere, Fransa, İtalya temsilcilerinden oluşan bir kurul Fırat nehrinin doğusunda Ermenistan’ın güneyinde Suriye, Irak ve Türkiye arasında bir Kürt devleti oluşumunu saptayacaktı ve Osmanlı Devleti bu ilkeleri 3 ay içinde yürürlüğe koyacaktı.

Türkiye, Ermenistan’ı bağımsız bir devlet olarak tanıyacak ve bu ülkenin sınırlarını ABD Başkanı Wilson çizecekti.

Adana ve Maraş üzerinden Mardin’e kadar uzanan çizgi güney sınırımızı oluşturacak bu sınırın güneyinde kalan topraklarla, Suriye Fansızlara verilecekti.

Osmanlı ordusu jandarma gücü de dahil 50.700 kişi olacaktı ve ordunun ağır silahları bulunmayacaktı.

Türkiye’de yaşayan her topluluk bir dil, din ve mezhep özgürlüğünü kullanabilecek ve azınlıklar her dereceden okul açabilecekti.

Osmanlı Hükûmeti geçerli neden olmaksızın hiçbir ulusun araştırmacılarını kazı çalışmalarında bulunmaktan yoksun bırakamayacaktı.

Sevr Antlaşması ile Osmanlı Devleti tarih sahnesinden silindiği gibi, Türk topraklarının paylaşılmasıyla ilgili projelerde de son aşamaya gelinmiştir. Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan antlaşmaların en ağırı olarak nitelenen Sevr Antlaşması ile İtilaf devletleri, Misakımillî’de yer alan ilkeleri tanımadıklarını ortaya koymuştur. Bütün bunlardan başka Sevr Antlaşması hem hukuken hem de fiilen ölü doğmuş bir antlaşmadır. Çünkü Türk milletinin direnişi karşısında uygulama safhasına geçememiştir. Herhangi bir parlemento onayından geçmediği için de hukuken ölü doğmuş bir antlaşmadır.

alıntı:www.ata.tsk.tr

Hakkında editor

editor
Sitemizin orta öğretim seviyesinde bir eğitim sitesi olduğunu lütfen unutmayınız! Lütfen şiir ve yazılarda hata veya yanlışlık olduğunu düşünüyorsanız bildiriniz... Yazı, şiir ve yorumlarınızda ziyaretçilerimizin yaş grubunu düşünerek seviyeli ve dikkatli olunuz. Telif haklarına dair sınırlamalara mutlaka uyunuz. Alıntılarda muhakkak kaynak gösteriniz. Emeğe saygılı ve genç beyinlere faydalı olmaya gayret ediniz. Sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler...

göz atmak isterseniz ...

Taassupsuzluk ilkesi

Taassupsuzluk ilkesi ATATÜRKÇÜLÜK’TE HOŞGÖRÜ Dr. İsmet GÖRGÜLÜ Hoşgörü bir kavramdır. Atatürkçülüğün ana kavramlarından biridir. Sosyal …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ 49 = 56