Anasayfa / ŞAİRLER / ADMİN (İ.B.) / YAŞANMIŞ BİR HAYAT HİKAYESİ… ÇANAKKALE

YAŞANMIŞ BİR HAYAT HİKAYESİ… ÇANAKKALE

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
2 Kişi oy verdi
Ortalama puan: 5,00.
Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
Loading...

YAŞANMIŞ BİR HAYAT HİKAYESİ… ÇANAKKALE

Şimdi hep beraber bir yaşanmış hayat hikâyesinden hiçbir devlete nasip olmayan gerçek bir roman yazacağız. Ayşe teyzenin yitirdiği yedi evladının anısına, vatanın yitirdiği 250.000 evladının anısına.

Yıl bir hayli eski, 1915. Dedemlerin zamanı. Siyah beyaz resimler var ancak elimizde. Daha televizyon bile yok. Sanayi, tarım eh işte. İnsanlar ekmeğini topraktan çıkarıyor. Halk fakir, halk yorgun, halk yitirilen Balkan topraklarına üzgün. Bulutlar hep kara, iç karartıcı. Her gün yeni cepheler açılıyor, on beş yaşında çocuklar askere alınıyor. Herkes oğul, koca, yeğen derdinde. Memleket can derdinde.Para yok, ekmek de keza. İnsanlar ne bulsa onunla akşamı ediyor.

Çanakkale yeni gelişmekte olan bir şehir. Gelibolu keza. Askerler taşınıyor trenlerle, otobüsler yok o zaman, yığılıyorlar daracık bir karaya, Gelibolu’ya, Çanakkale’ye. Kimi buldularsa elbise giydirip eline silah verip asker yapıyorlar, sürüyorlar cepheye. Evler, köyler annelere, ablalara emanet. Çeteciler, Ermeniler, soyguncular köylerin tozunu atıyor.. Evlatlar, erkekler vatan savunmasında.

Bugün yarın düşman gelecek diyorlar, denizden, karadan, havadan, on binlercesi. Silahları yeni, elbiseleri yeni, gemileri yeni, yedi düvelden. Avustralya’dan bile askerler gelecek Çanakkale’ye ama turist olarak değil, yerleşmeye. Öyle diyorlar.

Geliyorlar sonra nedeni bilinmez. Kendi toprakları yetmezmiş gibi topraklarımızı almaya geliyorlar. Susamışlar kanımıza. Bahtımıza, canımıza kastetmişler. Canavar gibi saldırıyorlar dört bir yandan. Top güllerimize binlercesi karşılık veriyor. Gidin diye bağırıyor sessiz yürekler … burada ne işiniz var. Evinize gidin. Ezdirtmem ben toprağımı kirli ayaklarınıza. Köyümü, bacımı, çocuğumu terk etmişken anama, helalleşmişken yar etmem buraları sizlere….. Duyan yok. Saldırıp duruyorlar.

Bir bir düşüyor kardeşlerim .. alnının ortasında vurularak. Altı delik ayakkabıları görünüyor. Cebinden anasına yazdığı, yavuklusuna yazdığı son mektuplar çıkıyor. Hakkını helal et anam diyen satırlar düşüyor cepheye. Yerler kan ve özlem dolu.

Ağlamıyor insanlar vurulsa da, mermi diye yalvarıyor, mermi kalmadı oysa. Süngü takıp hücum ediyor mitralyöze.. Öleceğini bile bile. Ölüyor. Korkmuyor, çekinmiyor.

Hayretler içinde düşmanlar. Bu ne vatanseverlik böyle. Çorumlusu, Musullusu, Ermeni’si, İzmirlisi yan yana. Bu ne sevgidir böyle. Şaşırıyorlar.

Bu Mustafa Kemal dedikleri ne yüce insandır ki askerlerini on metre öteye ölüme gönderiyor. Mavi gözlü, sarı saçlı bu komutan nereden çıktı? Vurulup düşen asker toparlanıp yeniden mevziiye koşuyor? Ölene kadar.

Onların yaralılarını bile Mehmetçik kaldırıyor yerden ölmesin diye. Yaralı diye. Kan lazım olur diye. Ekmeğini paylaşıyor. Binlercesi ölüyor. Yüzünde şehit olmanın huzuruyla. Vatanına feda ediyor canını. Toprağını vermiyor. Kaçar gibi terk ediyor düşman sahilleri. Denizden olmadı. Karadan olmadı. Havadan olmadı. Olmayacak galiba bu iş diye kaçıyor düşman.

Erzincanlı Mehmet sevinçle Allah’ına şükrediyor. Allah’ım sana şükürler olsun. Bizi mahcup, çocuklarımızı esir etmedin, toprağımızı kirlettirmedin diye. Kanla kaplı kutsal toprakların yanı başında çimlerin üzerinde secdeye varıyor sağ kalanlar.

Gözlerde canla, kanla bezenmiş galibiyetin gururlu kıvancı var. Kep sallıyor giden düşman gemilerine… “Gene beklemeyiz. Bir daha buyurmayın!” diye gülüşüyorlar. Zafer sarhoşluğu geçip toparlanınca yaralar soğuyor bir bir. Zafer sevinci yerini tarifi zor bir hüzne bırakıyor. Gözler dört bir yandaki Mehmetçiklerde. Binlerce şehit dört bir yanda. Evsiz, babasız, evlatsız insanlar köylerde.

Saray halkı gamsız. Saray halkı hala aman derdinde, hala koltuk sevdasında. Saray halkı bahçe sohbetlerinde. Memleket yasta.

Onlar…Bu kutsal toprakları ezdirtmediler, çiğnetmediler. Yedi cihana mahcup etmediler Türk soyunu. Vatanı vermediler. Geçirmediler Çanakkale’den. Ama öldüler. Mekânları cennet, ruhları şad olsun.

Ne yapıp edip bu kutsal toprakları aynen korumalı, gelecek nesillere göstermeliyiz dediler sağ kalanlar. Kutsal toprakları mabet yaptılar. Bir de anıt diktiler anılarına. Bu cengaver, gözü pek vatansever evlatlarına. Tarihe altın bir sayfa açtılar. Kaçan düşman bile saygı duydu Mehmetçiğe.

Köylerdeki analar sağ kalan evlatlarına kavuştu, evladını göremeyenler vatan sağ olsun dedi.

Babalarını göremeyecek evlatlar yeniden asker olmak için girdi sıraya. O gururu yaşatmak için. Üç yaşında bebeler yolda asker görünce çakıverdi selamı kimse öğretmemişken. Asil kanındaki asker doğmanın verdiği şerefle, onurla.

Savaş tamamlandı, senaryomuz tamamlanmadı ama. Sürdü gitti.

Ne onlar hevesinden geçti, ne Mehmetçik Vatan sevdasından. Silahla olmadı, gazeteyle, topla olmadı kalemle. Kültürü, aile yapısını, silahlı kuvvetleri, vatan topraklarını, onlar bozmaya çalıştıkça, silahlı silahsız Mehmetçikler dur dediler. Cepheye mermi taşıyan dedeler, nineler evlatlarına mücadele gereğini anlattılar masallarında. Şehitler abidesini her gören tutamadı göz yaşlarını, okunan dualar sel oldu aktı.

Düşmanların torunları bile geldi atalarını ziyarete.. Türkiye’ye. Çanakkale’ye. Topraklarımıza. Kendileri de şaştı sonra ataları buralarda niye savaştı diye. Onlar hata yaptığını, biz hata yapmadığımızı bir kere daha anladık.

Anladık ki Türk’ün Türk’ten başka dostu yok. Anladık ki barış istiyorsak güçlü olmalıyız. Anladık ki uyanık bilgili olmak kaçınılmaz bir şarttır. Anladık ki, anlattık ki Vatan bir bütündür parçalanamaz. Anladılar ki ne Çanakkale, ne vatan geçilmez.

Onlar efsaneyi yarattılar, bizler kaleme aldık. Onlar vatan için öldüler biz ölmeye yemin ettik. Şehitlerimizin anısına.

Gelin hep beraber romanımızı çocuklarımıza bir kere daha okuyalım bu akşam. İlk fırsatta şehitliği ziyaret edelim. Mevzilerden bir soda şişesini de biz çöpe atalım. Bir dua okuyalım. Mezar taşlarının üzerlerini bir kere daha okuyalım. Yan yana yatan Mehmetçiklerin memleketlerine bakalım. Abidelerin yazılarına göz gezdirelim. Mevzilerde dolaşıp 10 metre ötedeki düşman siperlerine bakalım. Dedelerimiz hala sağsa anlattıralım bir kere daha o günleri bu akşam. Kitaplıklardan açıp okuyalım yeniden tarih sayfalarını. Unutmayalım. Unutturmayalım. Çünkü unutturmaya çalışanlar var. Yenilmeyelim.

Ayşe teyzenin yitirdiği yedi evladının anısına, vatanın yitirdiği 250.000 evladının anısına.

Admin (i.b.)

Hakkında editor

editor
Sitemizin orta öğretim seviyesinde bir eğitim sitesi olduğunu lütfen unutmayınız! Lütfen şiir ve yazılarda hata veya yanlışlık olduğunu düşünüyorsanız bildiriniz... Yazı, şiir ve yorumlarınızda ziyaretçilerimizin yaş grubunu düşünerek seviyeli ve dikkatli olunuz. Telif haklarına dair sınırlamalara mutlaka uyunuz. Alıntılarda muhakkak kaynak gösteriniz. Emeğe saygılı ve genç beyinlere faydalı olmaya gayret ediniz. Sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler...

göz atmak isterseniz ...

ÇANAKKALE’YE AĞIT

ÇANAKKALE’YE AĞIT Anlatılmaz bir zaman Kalp acıtan bir destan Çanakkale bir umut Tarihe damga vuran …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ 57 = 67